Yerelleştirme Nedir? Çeviri ve Yerelleştirmede Yaşanılan Sıkıntılara Genel Bakış

Yerelleştirme Nedir? Çeviri ve Yerelleştirmede Yaşanılan Sıkıntılara Genel Bakış

Öncelikle bugünkü yazımda size yerelleştirme uzmanları olarak ne iş yaptığımızdan biraz bahsetmek istiyorum çünkü insanlar “Ne iş yapıyorsun?” diye sorduklarında, “Yerelleştirme uzmanı” olan cevabım onları tatmin etmediğinden ayrıca açıklama yapmak durumunda kalıyorum. Ne iş yapar bu yerelleştirme uzmanları? Şöyle açıklayayım: çevirmenlerin yaptığı çevirileri kontrol eder ve kendi ülke/şehir/yörelerine ve hedef kitleye uygunluğa göre çevirilerin düzenlenmesini sağlar. Yani bir bakıma çeviri kontrolörü, editörü. Bir çevirmen çeviri yaparken dokümanın çevirisinin hedef dilin ülkesine uygunluğunu genelde düşünmez, düşünse bile her ayrıntıya dikkat etmesi çok mümkün olmaz ve ona göre uyarlamalar yapmaz, bu yerelleştirme uzmanlarının işidir. Örneğin, bir roman çevirmeni romanı çevirirken isim ve koşulları yerel dile uygun hale getirmez, bunu gerekli ise yerelleştirme uzmanı yapar. Yani yerelleştirme uzmanı hedef dile uygunluğa hakim olmanın yanı sıra, hedef kitlenin kültürüne de hakim olmalıdır.

Her şeyden önce, ürün, hizmet ya da markanın doğru ve uygun bir şekilde konumlandırılması ve yansıtılması hem üreticinin güven kazanmasını sağlayan hem de tüketici sadakatinin kazanılmasında etkin rol oynayan bir durumdur, bunun için de birebir çeviri yerine yerelleştirme kullanılması çok daha mantıklı ve uygundur. Her şeyin çok hızlı geliştiği, değiştiği, yavaş olanın geride kaldığı içinde bulunduğumuz teknoloji çağında; söz konusu olan sanayi, seri üretim, teknoloji, uygulamalar ve ürünler olunca aynı anda hem hızlı hem de kaliteli çeviri yapmak çok mümkün olmuyor çünkü birden fazla çevirmen işin içine giriyor ve böyle bir durumda herkes elinden gelenin en iyisini yapsa bile birden çok insanın işe katılması durumundan dolayı çeviri kaliteleri düşebiliyor. Zamana karşı yarıştığımız çağımızda hızlı bir şekilde yetiştirilmesi gereken ürün ve doküman çeviri ve yerelleştirmeleri birden fazla insana zorunlu olarak verildiğinde metnin çeviri şekli değişiklik gösterebiliyor, farklı kelimeler, terimler farklı çevirmenler tarafından farklı karşılıklarla çevrilebiliyor ve bu süreçler marka ve şirketler için başa çıkılması zor bir hal alabiliyor. Bu süreçlerin hepsi bir araya geldiğinde ise şirketler ve distribütörler uygulama ve dokümanları kendi dillerinde değil ana dilinde kullanmayı tercih ediyorlar.

Bunlara ek olarak bir sözcüğün ana dil ve hedef dilde birden fazla bağlamda kullanılabilmesi ve bu bağlamların farklı dillerde farklı sözcüklerle ifade edilmesinden dolayı birçok karışıklık ve yanlışlık meydana gelebiliyor. Kişiler ve kurumlar arasında sözcüklerin kullanımı ile ilgili yaşanan ters düşmelerden ve uyuşmazlıklardan dolayı kelimeler farklı karşılıklarla çevrildiğinde karşımıza hoş olmayan bir dil anlaşmazlığı, uyuşmazlığı çıkıyor. Örneğin; İngilizce dilinde “Legend” kelimesi için tek bir karşılık varken Türkiye’de aynı kelime “Lejant” ya da “Gösterim” olarak karşılık bulabiliyor. Bir şirketin bir belgesinde “Legend” kelimesi “Lejant” olarak çevrilip başka bir belgesinde ya da aynı belgenin başka bir satırında ise “Gösterim” olarak çevrildiğinde ortaya pek de hoş olmayan bir dil uyuşmazlığı çıkıyor. Bunun yanında, yapılan çeviri teknik ise, hedef dilin kullanıcıları teknik terim karmaşasından dolayı kafa karışıklığı yaşayabiliyorlar. Yani “Legend” kelimesinin karşılığını “Lejant” olarak bilen bir kullanıcı, müşteri, kişi aynı kelimeyi “Gösterim” olarak gördüğünde bahsedilen şeyin “Legend” olduğunu doğal olarak anlamayabiliyor.

 

Bu konuda yardım/destek alınabilecek güvenilir kurumlar elbette var, ancak yine de yetersiz kalıyorlar çünkü birden çok güvenilir kurum bulunmasından ve bu kurumlar arasında her sözcük üzerinde tam bir dil birliği ve anlaşması sağlanamadığından dolayı çevirmenlerin ve yerelleştirme uzmanlarının kafası karışabiliyor. Bazı durumlarda en güvenilir Türkçe kaynak olarak gördüğümüz Türk Dil Kurumu’nda bile her sözcüğün tam karşılığını bulmak pek mümkün olmayabiliyor.

Bunların yanında, uzun zaman boyunca bir ürünü, uygulamayı, hizmeti ana dilinde kullanmış bir kullanıcı, yerelleştirme işleminden sonra uygulamaya yabancılık çekebiliyor ve teknik terimleri anlamayabiliyor. Örneğin, ArcGIS Desktop ürünümüzü yıllarca İngilizce kullanmış bir kullanıcımız Türkçe halini kullandığında kafa karışıklığı yaşayabiliyor. Çünkü her aracın, araç kutusunun Türkçe’de tam karşılığı bulunmuyor ya da İngilizce kullanımda bir kelime ile ifade edilmiş bir araç adı Türkçe’de bir cümleye karşılık gelebiliyor, ki bu durumda da araç adını Türkçeleştirmek pek de mantıklı görünmüyor.

Tüm bu durumlar ve sıkıntılar göz önüne alındığında, çeviri ve yerelleştirme süreçlerinin zor süreçler olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır. Bu yüzden Esri Türkiye olarak ürünlerimizin, uygulama ve hizmetlerimizin Türkçeleştirilmesi ve düzgün ve uygun bir şekilde İngilizce dilinden Türkçe’ye çevrilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

ArcGIS Pro’da Annotation İle Çalışma

Annotation nedir?

Annotationlar, Annotation Feature Class formatında ve bir coğrafi veritabanında saklanır. Diğer feature classlarda olduğu gibi, annotation feature class formatının da coğrafi konumu ve özellikleri vardır ve bir feature dataset içinde veya bağımsız feature classta olabilir. Her özellik font, boyut, renk ve diğer metin sembolü özelliklerini içeren sembolojiye sahiptir.

ArcGIS Pro’da metin görüntülemek için diğer seçenek dinamik etiketlerdir. Label formatı, öznitelikleri detaylar üzerine yazdırmak istendiğinde kullanılan bir formattır. Ancak Label formatında görüntülenen metinler tek tek seçilerek düzenlenememektedir. Bu durumda Annotation formatından faydalanılabilir.

Düzenlenebilir etiketlerin birçok haritada kullanmasını istiyorsanız, geodatabase annotation formatını kullanmanız, işlerinizi kolaylaştıracaktır. Etiketleri seçemez veya düzenleyemezsiniz. Geodatabase annotation, veritabanında mekansal olarak saklanır ve dolayısıyla, herhangi bir vektörel veri nasıl editlenebiliyorsa, aynı şekilde annotationları düzenleyebilirsiniz.

Standard ve feature-linked annotation

Coğrafi veritabanında annotationları saklamanın 2 yolu vardır. Bunlardan biri Standard Annotation formatıdır. Bu formatta Vektör veri ile görüntülenecek metin detayı resmi olarak ilişkilendirilmez.

Feature-linked annotation ise, aynı coğrafi veritabanında bulunan başka bir feature class ile ilişkilendirilerek kullanılabilir. Örneğin, su altyapısını içeren bir geometric network yönettiğinizi düşünün. Aynı networkte bulunan alt iletim borularını, bağlı oldukları ana boruların isimleri ile görüntüleyebilirsiniz. Bu işlemin yapılabilmesi için oluşturulan annotation katmanı, söz konusu geometric network ile aynı feature dataset altında olmalıdır. Eğer feature-linked annotation bir geometric network içinde bulunan katman ile değil, stand-alone bir katman ile oluşturulacaksa, iki katmanın aynı geodatabase altında olması yeterlidir.

Annotation formatı, üretildiği katmana relationship class mantığında composite relationship ile bağlı olarak üretilir. Yani bir katmanın etiketlerini annotationa dönüştürürseniz, veritabanında katman ve annotation feature class arasında kurulan ilişkiye ait relationship tablolarını görebilirsiniz.

Bir annotation feature class, yalnızca bir feature class ile ilişkilendirilebilirken; bir feature class birden çok annotation feature class ilişkisine sahip olabilir.

Feature-linked annotation feature class özelliği, yalnızca ArcGIS Desktop Advanced ve ArcGIS Desktop Standard lisans seviyelerinde oluşturulup editlenebilir. ArcGIS Desktop Basic lisans seviyesinde ise read-only olarak açılabilir.

Bir örnek;

Aşağıda yapılacak olan uygulamada, Türkiye’deki il isimleri annotation formatına dönüştürülecek ve bu annotationların ArcGIS Pro’da nasıl yönetilebileceği anlatılacaktır.

Öncelikle, annotation feature class formatını kullanabilmek için, annotation formatının üretileceği katmanın da feature class olması gerekmektedir. Ayrıca, katman etiketlerinin açık olması tavsiye edilmektedir. Bunun için önce katman etiketleri açılacaktır.

  1. Contents penceresinde, annotation oluşturulmak istenen katman seçili olmalıdır.
  2. Contents penceresinde ilgili katman seçili iken Labeling menüsü>Layer grubuna giderek Label butonuna tıklanmalı, Label Class grubundan etiket olarak gösterilmek istenen öznitelik bilgisinin bulunduğu sütun seçilmelidir. Bu uygulamada illerin üzerinde il isimleri gösterilmek istendiğinden, Field alanında isim bilgilerinin bulunduğu AD sütunu seçilmiştir.Etiketlerin açık olmasının tavsiye edildiğinden bahsetmiştik. Bu adıma kadar etiketleri açmış bulunmaktayız.
  3. Açık olan etiketleri annotation formatına dönüştürmek için, Map sekmesi> Labeling grubu>Convert to Annotation butonuna tıklanmalıdır.4. Convert Labels to Annotation aracı açılır.

 

 

5. Açılan Convert Labels to Annotation aracında bulunan parametreler aşağıda açıklanmıştır.

  • Input Map parametresine, hangi haritadaki etiketler annotation formatına dönüştürülmek isteniyorsa, o harita seçilmelidir.
  • Conversion Scale: Annotation katmanı, bu parametrede yazan ölçek referans alınarak oluşturulacaktır. Yani, ilgili ölçekte metin hangi yazı boyutunda ise, annotation katmanında bulunan metinler de aynı yazı boyutunda olacaktır.
  • Output Geodatabase: Annotation feature class katmanının kaydedileceği konumdur. Eğer bu konum annotation üretilen katman ile aynı geodatabase altında olmazsa, yukarıda bahsedilen feature-linked annotation özelliği devre dışı kalır.
  • Anno Suffix: Bu parametreye yazılacak metin, her bir yeni annotation katmanının sonuna, katman isminden sonra isim olarak eklenecektir.
  • Extent: Dilerseniz, yalnızca bir bölgedeki etiketleri de annotationa dönüştürebilirsiniz. Bu parametrede, bu alanı belirleyebilirsiniz.
  • Convert unplaced labels to unplaced annotation: Çok yoğun ve küçük detay içeren verilerde, örneğin jeoloji haritası, etiketler bazen veri üzerinde konumlandırılamayabilir. Bu seçenek ile konumlandırılmamış etiketleri de annotationa dönüştürürsünüz.
  • Require symbols to be selected from the symbol table: Metin sembolü özelliklerinin düzenlenebileceği konusunda bir kısıtlama konulup konulmayacağını seçersiniz.
  • Create feature-linked annotation: Girişte bahsedilen feature-linked annotation formatında bir annotation üretilmek isteniyorsa, bu seçenek işaretlenmelidir. Bu parametre yalnızca ArcGIS Desktop Standard ve ArcGIS Desktop Advanced lisans seviyelerinde kullanılabilir.
  • Output Layer: Çıktı olarak ortaya çıkacak olan annotation katmanının isminin belirlendiği parametredir.

 

 

 

 

 

 

Bu aşamaya kadar, katman etiketleri annotation formatına dönüştürülmüştür. Şimdi, annotation katmanına ait detayların nasıl yönetileceğinden bahsedilecektir.

6. Contents penceresinde annotation grup katmanının seçili olduğundan emin olduktan sonra Edit menüsü>Features grubundan Modify seçilmelidir.

7. Açılan Modify Features penceresinde Alignment başlığı altında bulunan Annotation seçeneği seçilmeli, ardından düzenlenecek olan annotationa tıklanmalıdır.

Düzenlenmek istenen annotation seçildiğinde, ekranın alt kısmında yazı tipi, fontu ve rengi gibi değişikliklerin yapılabildiği bir alt pencere açılacaktır.

8. İstenen değişiklik gerçekleştirildikten sonra yine ekranın alt kısmında bulunan kaydetme düğmesine basılmalıdır.

9. Yapılan değişikliklerin annotation katmanına kaydedilmesi için Edit menüsü>Manage Edits grubundan Save butonuna tıklanmalıdır.

Varlık Yönetiminin Temeli Neden CBS’dir?

Kurumsal Varlık Yönetimi (EAM-Enterprise Asset Management) Neden CBS’ye İhtiyaç Duyar?

               Kurumsal Varlık Yönetimi (EAM) yapılandırma ve entegrasyonu tek seferlik bir proje olmamasından dolayı kuruluşunuzun her seviyesinde, zaman, yoğun emek ve bağlılık gerektirir. Varlık yöneticilerinin varlık yönetimi programlarını akıllı ve etkili bir şekilde tasarlayıp gerçekleştirmelerine nasıl yardımcı olduğunu anlatmaya çalışayım.

Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz birkaç yıl süresince, farklı platformlardaki verilere erişim ve entegrasyon seviyeleri CBS ile birlikte varlık yönetiminde bir devrim niteliğinde çok önemli rol oynadı. Çünkü veriler varlıklara içerik ve farklı bağlamlar kazandırıp bizleri analitik olarak bilgilendirerek, doğru karar vermeye yönlendirerek destekledi. Bu da varlık yönetiminin önemli kritik başarı faktörlerindendir. Varlık yönetiminin ayrıntılarına girmeden önce, bu yazı bağlamındaki varlık nedir onu tanımlayalım.

Varlık olarak neleri tanımlarız?

Varlık yönetimi için uluslararası standartı olan ISO 55000’e göre varlık, bir kuruluşun potansiyel veya fiili bir değeri olarak tanımlanır. Fiziksel tüm varlıklar geçen her zaman içerisinde yaşlanır, eskimeye yüz tutar.

Gerçek hayattan pratik örnekler verecek olursak; Elektrik dağıtım varlıklarından trafolar, yer üstü, yer altı şebekeleri ve direkler gibi, çevremize bakacak olursak köprüler ve yollar gibi, Su dağıtım varlıklarından hidrantlar, pompa istasyonları ve su depoları gibi, kamu varlıklarından bina ve teçhizatları gibi işletme varlıklarının varlığını görürüz. Dağıtım varlıkları ve tesis özelliği olan diğer tüm varlıkların değerleri, özellikle iyi yönetilmedikleri takdirde zaman içinde değer kaybederler. Diğer yandan varlık yönetimiyle entegre çalışan bakım hizmetleri yönetimiyle bu varlıklar değerini korumaktadır.

Konumun Bütünleştirici Dehası

               Veriler, bir varlığın en iyi nasıl yönetileceğini belirlememize yardımcı olur; verinin ve varlığın yaşam döngüsünü ve maliyetlerini, işlevini yerine getiremediği takdirde kuruluş için bir risk olup olmadığı veya işletmede ne kadar süreyle bir varlık olarak kalacağı bunların başında gelmektedir. Varlık bilgisi, varlığa ait verinin yaşam döngüsü ve varlık hiyerarşisinin iyi belirlenmesi bir varlık yönetim sistem başarısı için kritik öneme sahiptir. Bu verinin kullanımını ve doğruluğunu en üst seviyeye taşımak için, onu merkezileştirmek esastır. Yukarıda saydığımız ve kritik başarı faktörleri olarak rol oynayan etkenleri yönlendiren konumun bilimini (The Science of Where©) kullanarak varlık bilgisini tek bir merkezden yada birbiriyle entegre edilmiş ve konuşan sistemlere bağlı çalışan veritabanı yönetimiyle de merkezileştirebilirsiniz.

Konumun bilimi, ortak paydaya yer veren kurumlarda CBS ile entegre edilmiş Kurumsal Varlık Yönetimi (EAM) Sistemi için doğal bir seçimdir.

Varlıkların Etkin Yaşam Döngüsü Yönetimi

           Bir Kurumsal Varlık Yönetim Sistemi, varlıkların maliyet etkin yaşam döngüsü yönetimi yoluyla hedeflerine en uygun ve sürdürülebilir bir şekilde ulaşması için bir organizasyonun sistematik ve koordineli faaliyetleri ve uygulamaları olarak tanımlanmaktadır.

Bazı kuruluşlar için Kurumsal Varlık Yönetim Programları kurma düşüncesi yıldırıcı olabilmekte tabiiki. Ama bu işi deneyimlemiş başarılı olan yada olamayan kurumlar Varlık yönetiminin bir dizi yazılım satın almaktan daha fazlası olduğunu çok iyi biliyorlardır. Bu bağlamda beklenen hizmet seviyesini sağlamak, sistemleri (insanlar, veriler, süreçler, yazılım, donanım vb.) kurmakla ilgilidir. Kuruluşun açık ve köklü bir Varlık Yönetimi Politikası, kapsamlı bir Varlık Yönetimi Stratejisi tarafından tanımlanır ve yönetilir. Açıkça tanımlanmış bir strateji, programın sürdürülebilirliğini, kalitesini ve yapısını geliştirecek ve iş biriminin varlık yönetim planlarının geliştirilmesine yönelik kurumsal rehberlik ve yönlendirme sağlayacaktır.

Bir varlık yönetimi programı başlatmaya karar verdiğinizde, şu iki önemli soruyu bilmek yararlı olur: Elimde hangi bilgi var? Ve bu konuda ne yapmalıyım? Eğer bu soruların yanıtlarını kolayca veremiyorsanız Esri’nin Kurumsal Varlık Yönetimi’nde CBS’yi kullanma kılavuzunda tavsiye ettiği bu yedi aşamalı yaklaşımı izlemek nispeten daha kolaydır.

Kurumsal Varlık Yönetimi’ye giden yolu görselleştirmeye yardımcı olmak için uzmanlar sırayla ayarlanmış beş aşamayı önerir. İyi yapılandırılmış bir varlık yönetim planının ardından, her aşama sizi Temel’den Kurumsal’a taşıyacaktır.

ISO 55001 Olgunluk Seviyelendirmesi

Bir Varlık Yönetim planı oluştururken, neyin dahil edileceğini ve planlanacağını belirtmek de önemlidir. Kurumsal Varlık Yönetim Sistemi, aşağıdaki gibi tanımlanan üç temel bileşenden oluşur:

  • A System of RecordTemel veri bileşenlerinin oluşturduğu sistem
  • A System of EngagementVerileri, dahili ve harici olarak paylaşmayı ve etkileşimi sağlayan sistem
  • A System of InsightEyleme dönüştürülebilir kararların izlendiği ve takip edildiği sistem

A System of Record, Varlık Yönetim Sisteminiz için temel oluşturur. Verimliliği sağlayan ve verilerinizde güvenirliği inşa eden merkezi bir yönetim yapısı sağlar.

A System of Engagement, sisteminizdeki verilerle ve entegre olunacak dış sistemlerdeki verilerle paylaşım ve etkileşimi sağlayan, kuruluşunuzun yapısını yansıtarak iyi tanımlanmış, birimler arasındaki işbirliğine ait iş akışları aracılığıyla hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

A System of Insight, veriler ışığında tanımlanacak karmaşık ve analitik yeni ilişkileri, modelleri ve eğilimleri ortaya çıkarabilen, eş zamanlı konumsal tespit ile görselleştirme amaçlı mekansal, tablo ve grafik/gösterge tablosu analizi üretmenizi sağlar. Elektronik tablolarda gördüğümüz üzere satır ve sütunlardan oluşan bir tabloya bakmak ve veri kümesinde neler olup bittiğini anlamak gerçekten zordur. Eğer bir de bu tablonuzun milyonlarca satırdan oluştuğunu düşündüğümüzde içinden çıkılamaz bir hal alabilecektir. Bu bileşen aracılığıyla verilerimizin görsel tasvirini ve bunun anlamını, haritaları, uygulamaları, grafikler ve gösterge panolarını hızlı bir şekilde oluşturup organizasyonunuzda etkileşimde olduğunuz paydaşlara dağıtım ve paylaşımınızda sizin vazgeçilmez yardımcınız olacaktır.

Örneğin bir Insight Sistemi, aşağıdaki sorularınızın cevaplarını size hızlıca verebilir:

  • Dağıtım sisteminizdeki 2 saati geçen kesinti sayısı kaçtır ve nerededir?
  • Arıza birimleri, müşterilerin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşıladıkları yerlerde mi konumlanmış?
  • Optimize edilmiş bakım planlarına sahip yüksek öncelikli varlıkların yüzdesi nedir?
  • Yenileme zamanı gelmiş varlıkların bu yıl öngörülen bütçesi ne kadardır? Yenileme planlarımı sık arıza şikayeti alınan konumlara göre nasıl revize edebilirim?

Güçlü Bir Varlık Yönetim Platformu

ArcGIS platformu, bir Kurumsal Varlık Yönetim programının gereksinimlerini karşılamak için bulut (cloud) ve yerinde (om-prem) çözümler ve uygulamalar ile güçlü bir varlık yönetim platformudur. Kuruma ait envanter niteliklerinin üretilmesine, yönetilmesine ve görselleştirmesine, zamandan ve paradan tasarruf etmesine ve hizmet ömrünün en üst düzeye çıkarılmasına olanak tanır. Varlık Yönetim Birimi ekiplerinin bir varlık envanterini tamamlamasına, hizmet seviyelerini belirleyip ölçmesine, rolleri ve sorumlulukları tanımlamasına, riski tanımlayıp hesaplamasına ve varlık yenileme maliyetlerini tahmin etmesine yardımcı olur.

Kurumsal Varlık Yönetim programında farklı düzeylerde işbirliği gerektiren birçok hareketli parça vardır. Ayrıca ESRI, programınızı oluştururken ve bunu işler hale getirirken uzman tavsiyesi alarak sizin çözüm bulmanıza yardımcı olur. İçinde bulunduğunuz aşamaya bakılmaksızın – bir ArcGIS çözüm yapısı, bakım yönetimi ve izinlerine yönelik çözümleri benimsemek isteyen ileri düzey bir kullanıcı olarak plan yapmaya yeni başlıyorsanız Esri Türkiye olarak hedeflediğiniz yapıyı kurmanıza imkan verecek çözümlere ulaşmanızda size destek veriyor olacağız.

Unutmayın Varlık Yönetim Sistemi programı tek seferlik bir proje değildir. Kuruluşunuzun her seviyesinden zaman, sabır ve bağlılık gerektirir.

Önemli olan karar vermek ve faydaları konusunda hedeflediklerinizi gerçekleştirmeye başlamaktır!

Area Solar Radiation Aracı İncelemesi

 Meteoroloji, enerji şirketleri, inşaat mühendisliği, tarım ve ekolojik araştırma gibi bir çok alan için yararlı olan güneş enerjisinin anlamlandırılabilmesi ve yorumlanabilmesi için büyük kolaylık sağlayan solar radyasyon aracını inceleyeceğiz.

Örneğin, bir bölgenin bir zaman dilimi boyunca ne kadar güneş aldığının bilgisi, bir kayak tesisi için yeni bir alanın belirlenmesinde veya optimal büyüme için özel mikro iklim koşullarının gerekli olduğu özel mahsullerin yetiştirilmesi için en iyi konumların belirlenmesinde yararlı olabilir. Başka bir örnekte, orman yangınlarının davranışlarını tahmin etmek ve en iyi yangın söndürme yöntemleri ile ilgili kararlar almak için insolasyon haritalarının önemi kanıtlanmıştır. İnşaat mühendisliği ve şehir planlaması için, ensolasyon, optimum yerleri belirlemek için kullanılan uygunluk modelleri için önemli bir girdi olabilir.

Solar Radiation analiz araçları yatay bir alanda veya belirlenen özel konumlarda Rich(1990) ve arkadaşlarının(1994) geliştirdiği ve daha sonra ileri düzeye Fu ve Rich’in taşıdığı yarıküresel görüş açıklığı algoritmasıyla güneşlenme süresini hesaplar.

Bu yazı, Esri Türkiye’nin 2017 yılında düzenlemiş olduğu Genç Bilginler Yarışması’nın kazananı Balca Ağaçsapan ve ekibine ait “İnsansız Hava Aracı Verileri Kullanılarak Bina Çatılarının Fotovoltaik Potansiyellerin CBS Tabanlı Değerlendirilmesi” başlıklı projede kullanılan önemli araçlardan bir tanesi olan “Area Solar Radiation” aracına ait parametrelerin kısa bir incelemesidir.

 

 

Input raster: Yükseklik bilgisini barındıran raster verinin (DEM) tanımlandığı alan.

Output global radiation raster: Girdi verisinin her bir konumunda hesaplanan toplam solar güneşlenmenin kaydedileceği çıktı küresel radyasyon verisi. Birimi metrekareye bir saatte düşen watt cinsindendir (WH/m²).

Latitude (optional): Alana ait enlemin tanımlandığı alan. Birimler on’luk derece cinsindendir ve bu birimler; alan kuzey yarımkürede ise pozitif, güney yarımkürede ise negatif olarak değer alırlar. Mekansal referans barındıran veriler için; ortalama enlem otomatik olarak hesaplanır, eğer mekansal referans barındırmıyorsa enlem değeri varsayılan olarak 45 derece enlemi gelir.

Sky size/ Resolution (optional): Gökyüzü ve Güneş haritaları rasterlarında görülebilir alan için gökyüzü boyutu ve netlik(çözünürlük) ayarının yapıldığı alan. Birimi hücrelerdir. Varsayılan olarak bırakılırsa 200’e 200 hücre matrisine sahip bir raster üretilir.

Time configuration (optional): Hesaplamalar için bir zaman periyodunun ayarlandığı alandır.

Special days: Gündönümü (yaz ve kış) ve ekinokslar için solar güneşlenmeyi hesaplar. İlkbahar ve sonbahar ekinoksları aynı kabul edilir.

Within a day: Tek bir gün içinde belirlenen zaman periyodunda hesaplama yapar. Bu seçenek seçildiğinde Date/Time settings penceresindeki parametreler seçtiğiniz tarihin yılın kaçıncı gününe denk geldiğini gösteren bir kutucuğa (day number of the year) ve  Start ve End time kısmında da bu seçtiğiniz tarihte analizi gerçekleştirmek istediğiniz saat aralığını belirleyebilirsiniz. Başlangıç ve bitiş saat aralığını belirlerken kutucukların yanında bulunan saat butonu yardımıyla Yerel Standart Zaman veya Yerel Güneş Zamanı arasında seçim yapabilirsiniz. Bu alanda alanınıza ait boylam derecesi ve saat dilimi belirlemelerini yapabilirsiniz.

Multiple days in a year: Bir yıl içinde belirlenen birden fazla günlük periyodlar dahilinde hesaplama yapar. Yıl, Başlangıç günü ve Bitiş günü belirlenir. Bitiş günü, Başlangıç gününden önce girilirse; Bitiş günü bir sonraki yıla ait olarak kabul edilir. Varsayılan olarak gelen değer Başlangıç gününü Julian takvimine göre (belirlenen tarihin, yılın kaçıncı günü olduğu) 5, Bitiş tarihini ise 160 alır. Başlangıç ve Bitiş tarihlerini girebilmeniz için bu kutucukların yanına ayrıca bir Takvim ikonu yerleştirilmiştir.

Whole year monthly interval: Bütün bir yıl boyunca, aylık fasılalar halinde bir hesaplama yapar. Bu seçenek seçildiğinde alt kısımda bulunan “Create outputs for each interval (optional)” seçeneğinin çeki atılırsa eğer; her ay için ayrı bir çıktı ürünü ortaya çıkacaktır. Çekin atılı olmadığı durumlarda ise tüm bir yıl için tek bir çıktı ürünü olacaktır.

Day interval (optional): Güneş haritası oluşturulmak istendiğinde gökyüzü katmanları üzerinde hesaplama yapılması için yıl boyunca bir zaman aralığı verilir.  Birimi gün’dür.Varsayılan değer 14 gün (iki haftalık) olarak gelir.

Hour interval (optional):  Güneş haritası için gökyüzü katmanları üzerinde hesaplama yapılırken gün aralığı belirlenebildiği gibi saat aralığı da belirlenebilmektedir. Birimi saat’tir. Varsayılan olarak gelen değer 0.5’tir. Bu da her yarım saatte bir hesaplama yapılacağı anlamına gelir.

Topographic parameters:

Z factor (optional): Yüzey z birimleri zemin x, y birimlerinden farklı birimler halinde ifade edildiğinde, hesaplamaların düzeltilmesi için bir z-faktörünün kullanılması esastır. Doğru sonuçlar elde etmek için z birimleri x, y zemin birimleriyle aynı olmalıdır. Birimler aynı değilse, z birimlerini x, y birimlerine dönüştürmek için bir z faktörü kullanılır. Örneğin, x, y birimleriniz ve z birimleriniz feet ise, feet’i metreye dönüştürmek için 0.3048’lik bir z faktörü belirtebilirsiniz.

Slope and aspect input type (optional): Analiz için gerekli olabilecek olan eğim ve bakı bilgisinin nereden alınacağı belirlenir.

FROM_DEM: Eğim ve bakı bilgisinin girdi raster yüzeyinden alınacağını belirtir. Varsayılan olarak gelen değerdir.

FLAT_SURFACE: Sabit bir değer verilerek eğim ve bakı için kullanılır.

Calculation directions (optional): Görülebilir alanlar belirlenirken kullanılan azimut yönleridir. Bu alana girilebilecek değerler 8’in katları şeklinde olmalıdır. Karmaşık topoğrafyaya sahip alanlar için yeterli olan ve varsayılan olarak gelen değer 32’dir.

Radiation parameters:

Zenit divisions (optional): Gökyüzü katmanları oluşturulurken kullanılacak bölüm sayısının girildiği alan. Varsayılan değer 8 bölümdür (zenite bağlı olarak). Bu alana girilecek olan değerler sıfırdan büyük ve gökyüzü değerinin yarısından küçük olmalıdır.

Azimuth divisions (optional): Kuzey ile ilişkili olarak varsayılan değer 8’dir. Bu alana girilebilecek değerler 8’in katları şeklinde ve sıfırdan büyük, 160’dan küçük olmalıdır.

Diffuse model type (optional): Radyasyon dağılımının modelleme türünün belirlendiği alan.

UNIFORM_SKY: Genel dağılım modeli. Radyasyon dağılımının tüm gökyüzü yönlerinde aynı olduğu varsayılır. Varsayılan model tipi olarak bu seçenek seçilidir.

STANDARD_OVERCAST_SKY: Standart bulutlu hava dağılım modellemesini yapacak seçenektir.Gelen radyasyon dağılımının zenit açısı ile akış değişkenleri ele alır.

Diffuse proportion (optional): Normal küresel radyasyon dağılımının orantısı. Değer aralığı 0 ile 1 arasındadır. Bu değer atmosfer koşullarına göre ayarlanmalıdır. Genel olarak gökyüzü akımlarını temizlemek için varsayılan olarak gelen değer 0,3’tür.

Transmittivity (optional): Atmosferden geçen radyasyon fraksiyonu (tüm dalga boylarının ortalaması). Değer aralığı 0 (iletim yok) ile 1 (tümü iletilir) arasındadır. Varsayılan olarak gelen ve gökyüzünü netleştirmek için genellikle yeterli olan değer 0.5’tir.

Optional outputs:

Output direct radiation raster (optional): Her lokasyon için doğrudan gelen solar radyasyon bilgisini barındıracak çıktı raster verisi. Birimi WattSaat/m²’dir.

Output diffuse radiation raster (optional): Her lokasyon için gelen solar radyasyon dağılımı verisini barındıracak olan çıktı raster verisi. Birimi WattSaat/m²’dir.

Output direct duration raster (optional): Doğrudan gelen solar radyasyon süresini barındıracak raster veri. Birimi Saat’tir.

Solar Radyasyon çalışmasına bir örnek:

 

Yandakigörselde, bir üzüm bağı için potansiyel alanları temsil eden bir yamaçta dört yer (kırmızı noktalar) seçilmiştir. Üzümlerin büyümesini en üst düzeye çıkarmak için, büyüme mevsiminde (Nisan-Ekim) hangi noktaların en fazla güneşe maruz kalacağı belirlenmelidir.

 

 

 

 

Alanın solar radyasyon analizi sonucuna göre, yaz ayları boyunca en yüksek radyasyon miktarının nerede olduğunu gösteren insolasyon haritası (direct + diffuse, WH / m2) oluşturulmuştur. (kırmızı = yüksek solar radyasyon; mavi = düşük solar radyasyon).

 

 

 

 

Solar radyasyon analizinden elde edilen öznitelik tablosu, her bir saha konumu için hesaplanan küresel güneş çarpmasını gösterir. Konum 3 (mavi renkle vurgulanmıştır) en yüksek güneş ışığına sahiptir ve bu kritere göre üzüm yetiştirmek için en iyi yer olarak düşünülebilir.