ArcGIS Pro Yerelleştirmesinde Yaşanılan Sıkıntılar

ArcGIS Pro Yerelleştirmesinde Yaşanılan Sıkıntılar

Bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere, konu yerelleştirme olunca iş sürecinde çok çeşitli sıkıntılar yaşanabiliyor. Çeviri ile başlayan yerelleştirme sürecinde, tercüman çeviriyi gerçekleştirdiği iki dile de yüksek derecede hakim olmalı, çevireceği bir ürün ise ürünü iyice araştırıp öğrenmeli, bir yazılım çeviriyorsa onu etraflıca öğrenmelidir. Ancak iş yüklerinin fazlalığı nedeniyle ne yazık ki tercümanlar her zaman yaptıkları çevirilere gereken özeni gösteremiyorlar. Örneğin, ArcGIS Pro araçlarını çevirecek bir tercüman uygulamayı iyice incelemeli ve öğrenmeli ve hatta eğitimini almalıdır, çünkü araç isimleri ve işlevlerinin çevirileri birebir çeviri şeklinde yapıldığında ortaya bazı saçma çeviriler çıkabiliyor. Ancak ne yazık ki bu pek mümkün değil, çünkü bir tercüman yapacağı her ürünün yazılımın eğitimini alsaydı, ülkemiz şartlarında sanırım çevirilerini yapacak vakit bulamazdı. Ayrıca bazen bağlama dikkat edilmeden yapılan çeviriler de gerçekten saçma görünebiliyor, ve böyle bir durum uygulama ve şirketlerin prestijini azaltabilecek unsurlar olduğundan oldukça dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekiyor. Tercümanlar tarafından yanlış çevrilmiş terim ve sözcükler elbette yerelleştirme uzmanları tarafından incelenip düzeltiliyor ancak onların yaptığı her bir yanlış çeviri, yerelleştirme uzmanlarının işini biraz daha zorlaştırıyor.

Yukarıdaki ArcGIS Pro örneğinde, çeviriyi yapan tercüman İngilizcesi “is referenced” olan ifadeyi birebir çeviri yaparak “başvuru yapılır” şeklinde Türkçe’ye çevirmiştir. Fakat “başvuru yapmak” yukarıda kullanıldığı yerde doğru bir şekilde kullanılmamış olup, ne yazık ki çevirinin özensiz yapıldığı izlenimini vermektedir.

Birebir çeviri yapıldığında yaşanan diğer bir sıkıntı ise, her aracın ya da her terimin tam karşılığının olmaması, bulunsa bile aracın işlevini doğru bir şekilde açıklayamamasıdır. Bu yüzden bazı sözcükler İngilizce bırakılmak zorunda kalınıyor. Bu da yine hem özensiz bir görüntü yaratmakta, hem de program ya da yazılımların tam olarak Türkçeleştirilmesini engellemektedir. Örneğin, CBS alanında “multipatch” ve “interpolation” terimlerini Türkçeleştirmek neredeyse imkansızdır, ve biz Esri Türkiye Yerelleştirme Ekibi olarak “multipatch” teriminin çevrilmemesine ve “interpolation” teriminin İngilizceye çok yakın olan halini (“enterpolasyon”) kullanmaya karar vermiş bulunmaktayız. Aşağıdaki örnekte ise “interpolation” teriminin yanlış şekilde (“ara hesaplama”) çevrilmiş halini görebilirsiniz:

Bunların yanında, uzun zaman boyunca bir ürünü, yazılımı, programı, uygulamayı ya da hizmeti ana dilinde kullanmış bir kullanıcı ya da müşteri çeviri işleminden sonra uygulamaya yabancılık çekebiliyor ve teknik terimleri anlamayabiliyor. Bu da kullanılan şey ne olursa olsun, onun kullanımını zorlaştırıyor. Bunu önlemek amacıyla Esri Türkiye Yerelleştirme Ekibi olarak uygulamalarımızda, dokümanlarımızda, yazılımlarımızda Türkçe’yi en doğru şekilde kullanmaya ve kelimeleri ürünün, yazılımın, uygulamanın ya da uygulamalardaki araçların işlevini en iyi anlatacak şekilde seçmeye özen gösteriyoruz. Örneğin, ArcGIS Pro ürünümüzdeki araçların çoğunun çevirisi, kullanıcılar İngilizce hallerine alıştıklarından oldukça zorlayıcı olabiliyor, bu da çevirilerimizi yapan tercümanları oldukça zorluyor ve bazen yanlış hatta saçma olarak nitelendirilebilecek seviyelerde çevirilere neden olabiliyor. Ayrıca, her aracın dilimizde tam karşılığı bulunmadığından ya da Türkçe karşılığının aracın işlevini tam olarak anlatamayacağından bazı araçlar İngilizce bırakılabiliyor. Bazı terimler ya da araç isimlerinin ise Türkçe’deki karşılığı çok uzun olacağından, İngilizce’de bir kelime ile anlatılan bir araç Türkçe’de bir cümle ile anlatılacağından ve işlevini anlatmak amacıyla bir aracı bu şekilde isimlendirmek mantıklı ve mümkün olmayacağından, araç adı yine İngilizce bırakılmak zorunda kalınıyor. Aşağıdaki örnekte, ArcGIS Pro’da çevirisi mantıklı olmadığı için “Multipatch” ve “Raster” terimlerinin çevrilmediğini görebilirsiniz:

 

Tüm bu durumlar ve sıkıntılar göz önüne alındığında, çeviri ve yerelleştirme süreçlerinin zor süreçler olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır. Her çeviri ve yerelleştirme işinin kendine has çıkmazları ve zorlukları elbette ki vardır; ancak dil ve kültür uyarlaması zorluklarına rağmen yaptığımız her işte Esri kalitesini ve duruşunu korumaya özen gösteriyoruz ve kalite ve özgünlüğümüzü korumaya da devam edeceğiz.

Yerelleştirme Nedir? Çeviri ve Yerelleştirmede Yaşanılan Sıkıntılara Genel Bakış

Yerelleştirme Nedir? Çeviri ve Yerelleştirmede Yaşanılan Sıkıntılara Genel Bakış

Öncelikle bugünkü yazımda size yerelleştirme uzmanları olarak ne iş yaptığımızdan biraz bahsetmek istiyorum çünkü insanlar “Ne iş yapıyorsun?” diye sorduklarında, “Yerelleştirme uzmanı” olan cevabım onları tatmin etmediğinden ayrıca açıklama yapmak durumunda kalıyorum. Ne iş yapar bu yerelleştirme uzmanları? Şöyle açıklayayım: çevirmenlerin yaptığı çevirileri kontrol eder ve kendi ülke/şehir/yörelerine ve hedef kitleye uygunluğa göre çevirilerin düzenlenmesini sağlar. Yani bir bakıma çeviri kontrolörü, editörü. Bir çevirmen çeviri yaparken dokümanın çevirisinin hedef dilin ülkesine uygunluğunu genelde düşünmez, düşünse bile her ayrıntıya dikkat etmesi çok mümkün olmaz ve ona göre uyarlamalar yapmaz, bu yerelleştirme uzmanlarının işidir. Örneğin, bir roman çevirmeni romanı çevirirken isim ve koşulları yerel dile uygun hale getirmez, bunu gerekli ise yerelleştirme uzmanı yapar. Yani yerelleştirme uzmanı hedef dile uygunluğa hakim olmanın yanı sıra, hedef kitlenin kültürüne de hakim olmalıdır.

Her şeyden önce, ürün, hizmet ya da markanın doğru ve uygun bir şekilde konumlandırılması ve yansıtılması hem üreticinin güven kazanmasını sağlayan hem de tüketici sadakatinin kazanılmasında etkin rol oynayan bir durumdur, bunun için de birebir çeviri yerine yerelleştirme kullanılması çok daha mantıklı ve uygundur. Her şeyin çok hızlı geliştiği, değiştiği, yavaş olanın geride kaldığı içinde bulunduğumuz teknoloji çağında; söz konusu olan sanayi, seri üretim, teknoloji, uygulamalar ve ürünler olunca aynı anda hem hızlı hem de kaliteli çeviri yapmak çok mümkün olmuyor çünkü birden fazla çevirmen işin içine giriyor ve böyle bir durumda herkes elinden gelenin en iyisini yapsa bile birden çok insanın işe katılması durumundan dolayı çeviri kaliteleri düşebiliyor. Zamana karşı yarıştığımız çağımızda hızlı bir şekilde yetiştirilmesi gereken ürün ve doküman çeviri ve yerelleştirmeleri birden fazla insana zorunlu olarak verildiğinde metnin çeviri şekli değişiklik gösterebiliyor, farklı kelimeler, terimler farklı çevirmenler tarafından farklı karşılıklarla çevrilebiliyor ve bu süreçler marka ve şirketler için başa çıkılması zor bir hal alabiliyor. Bu süreçlerin hepsi bir araya geldiğinde ise şirketler ve distribütörler uygulama ve dokümanları kendi dillerinde değil ana dilinde kullanmayı tercih ediyorlar.

Bunlara ek olarak bir sözcüğün ana dil ve hedef dilde birden fazla bağlamda kullanılabilmesi ve bu bağlamların farklı dillerde farklı sözcüklerle ifade edilmesinden dolayı birçok karışıklık ve yanlışlık meydana gelebiliyor. Kişiler ve kurumlar arasında sözcüklerin kullanımı ile ilgili yaşanan ters düşmelerden ve uyuşmazlıklardan dolayı kelimeler farklı karşılıklarla çevrildiğinde karşımıza hoş olmayan bir dil anlaşmazlığı, uyuşmazlığı çıkıyor. Örneğin; İngilizce dilinde “Legend” kelimesi için tek bir karşılık varken Türkiye’de aynı kelime “Lejant” ya da “Gösterim” olarak karşılık bulabiliyor. Bir şirketin bir belgesinde “Legend” kelimesi “Lejant” olarak çevrilip başka bir belgesinde ya da aynı belgenin başka bir satırında ise “Gösterim” olarak çevrildiğinde ortaya pek de hoş olmayan bir dil uyuşmazlığı çıkıyor. Bunun yanında, yapılan çeviri teknik ise, hedef dilin kullanıcıları teknik terim karmaşasından dolayı kafa karışıklığı yaşayabiliyorlar. Yani “Legend” kelimesinin karşılığını “Lejant” olarak bilen bir kullanıcı, müşteri, kişi aynı kelimeyi “Gösterim” olarak gördüğünde bahsedilen şeyin “Legend” olduğunu doğal olarak anlamayabiliyor.

 

Bu konuda yardım/destek alınabilecek güvenilir kurumlar elbette var, ancak yine de yetersiz kalıyorlar çünkü birden çok güvenilir kurum bulunmasından ve bu kurumlar arasında her sözcük üzerinde tam bir dil birliği ve anlaşması sağlanamadığından dolayı çevirmenlerin ve yerelleştirme uzmanlarının kafası karışabiliyor. Bazı durumlarda en güvenilir Türkçe kaynak olarak gördüğümüz Türk Dil Kurumu’nda bile her sözcüğün tam karşılığını bulmak pek mümkün olmayabiliyor.

Bunların yanında, uzun zaman boyunca bir ürünü, uygulamayı, hizmeti ana dilinde kullanmış bir kullanıcı, yerelleştirme işleminden sonra uygulamaya yabancılık çekebiliyor ve teknik terimleri anlamayabiliyor. Örneğin, ArcGIS Desktop ürünümüzü yıllarca İngilizce kullanmış bir kullanıcımız Türkçe halini kullandığında kafa karışıklığı yaşayabiliyor. Çünkü her aracın, araç kutusunun Türkçe’de tam karşılığı bulunmuyor ya da İngilizce kullanımda bir kelime ile ifade edilmiş bir araç adı Türkçe’de bir cümleye karşılık gelebiliyor, ki bu durumda da araç adını Türkçeleştirmek pek de mantıklı görünmüyor.

Tüm bu durumlar ve sıkıntılar göz önüne alındığında, çeviri ve yerelleştirme süreçlerinin zor süreçler olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır. Bu yüzden Esri Türkiye olarak ürünlerimizin, uygulama ve hizmetlerimizin Türkçeleştirilmesi ve düzgün ve uygun bir şekilde İngilizce dilinden Türkçe’ye çevrilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

Bu yazı için bir etiket bulunmamaktadır.